Mevlânâ’nın Öğüdü

Eser Künyesi

Sanatçı: Kübra Ünsaç
Eser Adı: Mevlânâ’nın Öğüdü
Yıl: 2025
Teknik: Tuval Üzerine Akrilik
Ölçüler: 170 x 200 cm

Eser Detayları

Bu eser, Hz. Mevlânâ'nın sözlerinin görsel dile aktarılmış halidir. Mevlânâ'nın öğütleri, doğadaki unsurları insanın ahlakî değerleriyle eşleştirir: akarsu, güneş, gece, toprak, deniz… Bu bağlamda eserde kullanılan katmanlar ve renk geçişleri, insanın iç dünyasındaki olgunlaşma süreçlerini temsil eder. Katmanların üst üste gelmesi, her yeni bilginin ve deneyimin bir perde gibi örtülmesi, ama aynı zamanda kişiyi daha parlak, daha “pırlanmış” hale getirmesi Mevlânâ'nın “insan donandıkça hakikate yaklaşır” felsefesini görselleştirir.

Eserin sonunda kullanılan “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” sözü, insanın varlık ile yokluk arasındaki dengesini işaret eder. Tıpkı dolu başağın eğilmesi, tevazusu ve sonunda yokluğa gitmesi gibi… Bu, Mevlânâ'nın vahdet-i vücut anlayışıyla da örtüşür: İnsan var oldukça yokluğu öğrenir, yoklukta ise gerçek varlığı bulur.

Eser, adeta bir şiirin resme dökülmüş biçimi gibidir. Katmanların birbiri içine geçişi, renklerin birbirini örtmesi, “toprak gibi ol” çağrısının görsel karşılığıdır. Siyah zemin üzerine doğan sarı, turuncu, yeşil ve beyaz tonları; gece karanlığında beliren güneşin, ayın ve akarsuyun metaforlarını taşır.

Edebi açıdan bakıldığında eserin dili, bir metaforlar zinciridir:

Alt katmanlar: İnsan ruhunun derinliği, örtülen kusurlar, sabır ve hilm.

Orta katmanlar: Olgunlaşan benlik, ilimle ve hikmetle yoğrulmuş renklerin ahengi. Üst katman: Celî sülüs yazı, insanın ulaştığı nihai duruş; hakikatin kendini ilan edişi.

Ve en üstte, ince sülüs ile yazılan son mesaj: “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.”

Bu, eserin noktalaması, son dizesi, en keskin öğüdüdür: Burada söz, yazı, renk ve felsefe birleşerek şiirsel bir bütünlük oluşturmaktadır.

Eserde kullanılan yöntem, klasik hat sanatını modern resim teknikleriyle birleştiren çok katmanlı bir yaklaşımdır.

Zemin, siyah fon üzerine uygulanan katmanlı renk geçişleri, akrilik boya ile oluşturulmuş; zamanla kapatılarak derinlik etkisi verilmiş. Bu teknik, “örtme” fiilinin resimdeki karşılığı. Manevi anlamda da insanın hatalarını örtmesi, kusurları görmezden gelmesi ile bağ kuruyor.

Akrilik boya ile yapılan renk taramaları, geometrik geçişler ve dairesel hat parçaları, matematiksel düzeni ve matematiksel hesabın görsel izdüşümünü temsil ediyor. Böylece eserde matematik-müzik-yazı üçgeni kurulmuştur.

Eserde hattın matematiksel hesabı yapılarak altın oranı bulunmuş ve bu oran ölçülerinden hareketle musikideki ismini çözerek gizli şifrelerini notaya dönüştürülmüştür. Eserin bestesini yapan Kübra Ünsaç düzenlemesini Recai Çiftçi'ye emanet etmiştir. Eserin sunumuyla beraber yapılan bestenin icrasını Ankara Kültür Bakanlığı Devlet Klasik Türk Müziği Korosu tarafından da icra edilmiştir.

Celî sülüs formu hem geleneksel hat disiplinini taşımakta hem de modern bir ifade kazanmaktadır. Büyük harflerde vurgulanan manevi değerler, üst kısımlarda daha küçük yazılarla yokluğa gidişi simgeliyor.

Modern malzeme olan akrilik mürekkep ile klasik hattın bir arada kullanılması, geçmiş ile geleceğin buluşturulması açısından önemli. Bu, esere hem tarihsel bir derinlik hem de çağdaş bir yorum katıyor.

Bu eser, Hz. Mevlânâ'nın felsefesini yalnızca aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda onu çok boyutlu bir sanat formuna dönüştürüyor. Yazı-renk-matematik-müzik-felsefe bir araya getirilerek bütüncül bir sanat dili oluşturulmuş.

Mevlana’nın Yedi Öğüdü

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol, Şefkat ve merhamette güneş gibi ol, Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol, Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,

Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol, Hoşgörülülükte deniz gibi ol,

Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.

Bloga dön