Soyut Kat Sanatı - 19 Katmanlı Celi Sülüs Kompozisyonu

Eser Künyesi

Sanatçı: Kübra Ünsaç
Eser Adı:
Soyut Kat Sanatı - 19 Katmanlı Celi Sülüs Kompozisyonu
Yıl:
2025
Teknik:
Tuval Üzerine Akrilik Boya, Kamış Ve Schmincke Mürekkep
Ölçüler:
170 × 200 cm

Eser Detayları

Sanatçı Kübra Ünsaç, 2025 yılında geliştirdiği özgün yaklaşım olan Soyut Kat Sanatı ile ürettiği bu eserde, 1,70 metreye 2 metre boyutlarında, tuval üzerine akrilik boya ve schmincke (metal tozu karışımı) kullanmıştır. Eserin inşasında 19 katman uygulanmış; her katmanda farklı teknikler denenmiş, yüzeyin hem görsel hem de kavramsal yoğunluğu artırılmıştır.

Katmanların her birine, Mehmet Domlu Hazretleri'ne ait şu beyit Celi Sülüs hattı ile işlenmiştir:

“Ta ezelden aşkın ile yanmaktadır bu gönül, Yandıkça nuruna vuslattadır bu gönül, Bir ah-ı derunun zevkini vermez dü cihan, Her ande bin ah ile nuruna vuslattadır bu gönül.”

Bu beyit yalnızca görsel katmanlarda değil, hattın matematiksel hesabını yapılıp, altın oranını bulunmuş ve bu oran ölçülerinden hareketle musikideki ismini çözerek gizli şifrelerini notaya dönüştürülmüştür. Eserin bestesini yapan Kübra Ünsaç düzenlemesini Recai Çiftçi'ye emanet etmiştir.

Mehmet Domlu Hazretleri'nin beyiti, tasavvufi edebiyatın özlü bir ifadesidir: Yanmak → aşkın arındırıcı ateşi, Nur → ilahî tecelli, Vuslat → aşkın hakikatle buluşması, Ah → dünyevi acının değil, manevi hazzın sesi.

Sanatçı, bu beyiti her katmana işleyerek, tıpkı zikrin tekrarında olduğu gibi bir manevi ritim yaratmıştır. Üstelik beyit, yalnız yazıyla değil, müzikle de hayat bulmuş; her hecenin ve harfin matematiksel değeri, nota karşılığına dönüştürülerek ezgiye aktarılmıştır. Böylece söz → yazı → ses zinciri kurulmuş, beyit hem okunmuş, hem görülmüş hem de duyulmuştur.

Renkler ve teknikler de bu edebî yapıyı destekler: kırmızılar aşkın ateşi, beyazlar nurun saflığı, siyah lekeler vuslat öncesi gecenin ağırlığı, Schmincke mürekkebin parlaklığı ise ilahî tecellinin ışıltısıdır.

Kübra Ünsaç'ın geliştirdiği Soyut Kat Sanatı, “soyutun soyutu” yaklaşımıyla açıklanabilir.

Burada hat sanatı, okunabilirlikten arındırılıp saf forma, saf harekete ve saf renge dönüştürülmüştür. Aynı zamanda matematik sistemiyle müziğe çevrilerek görsel sanatın ötesine taşınmış, çok-disiplinli bir sanat dili inşa edilmiştir.

Eserin felsefesi, hakikatin katmanlı doğasına dayanır: Görünen → son yüzey, Görünmeyen →alt katmanlara işlenmiş beyit, İşitilen → matematikten doğan musiki.

Böylece eser, yalnız gözle değil, kulakla ve gönülle de tecrübe edilir. Bu bütünlük, tasavvuf felsefesinin “zahir ve batın” ayrımını çağdaş sanat bağlamında yeniden kurar.

Bu eser, sanat tarihinde bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir. Hat sanatı, soyut resim ve musiki; 19 katmanda birleşerek özgün bir “katmanlı hakikat” dili ortaya çıkarmıştır. Kübra Ünsaç, hem klasik geleneğin köklerinden beslenmiş hem de çağdaş sanatın disiplinler arası yaklaşımıyla bu kökleri yeniden yorumlamıştır.

Eser, izleyiciye yalnızca bir tablo sunmaz; aynı zamanda bir metin, bir zikir ve bir beste olarak çok boyutlu bir deneyim yaşatır. Böylece hem akademik sanat araştırmaları hem de katalog metinleri açısından benzersiz bir örnek teşkil eder.

 

Bloga dön