Tuğba Ağacı
Share

Eser Künyesi
Sanatçı: Kübra Ünsaç
Eser Adı: Tuğba Ağacı
Yıl: 2010
Teknik: El Yapımı Murakka Kağıt Üzerine İs Mürekkebi, Guaj Boya, Akrilik, Zemin 18-22-24 Ayar Altın; Hat, Tezhip ve Minyatür Teknikleri
Ölçüler: 50 x 69 cm (78 x 96 cm çerçeveli)
Eser Detayları
Kübra Ünsaç'ın Tuğba Ağacı adlı eseri, İslami sembolizm ile dinler üstü bir yaşam felsefesini bir araya getiren çok katmanlı bir anlatı sunar. Kur'an'da kökleri göğe, dalları yeryüzüne uzanan bir hakikat metaforu olarak geçen Tuğba Ağacı, bu çalışmada kadınla özdeşleştirilmiştir. Saçları dallara, bedeni gövdeye dönüşen bu form, kadını hem dünya ile hem de ilahi olanla kurulan bağın merkezine yerleştirir. Ağacın gövdesi, bu âlem ile öte âlem arasında bir geçit olarak kurgulanmış; insanın varoluşsal yolculuğu bu eksen üzerinden okunabilir hâle getirilmiştir.
Ağacın yapraklarına altın zemin üzerine is mürekkebiyle yazılmış doksan dokuz Esma, zikrin ışığını ve ilahi isimlerle insanın iç dünyası arasındaki bağı yansıtır. Dallara serpiştirilen erguvan çiçekleri, İstanbul'un kültürel sembolü olarak ikiliğin birliğe dönüşümünü temsil eder. Sanatçıya göre bu çiçeklerin sırrı, ancak nefsi aşan ve bakışını arındıran kişi tarafından idrak edilebilir. Gövdeyi saran zincirler ise bir esaret göstergesi değil; annenin şefkatini, koruyuculuğunu ve insanı hayatta tutan görünmez bağları simgeler.
Kompozisyonun alt bölümünde yer alan yedi kapı, insan yüzünde bulunan iki göz, iki kulak, iki burun deliği ve bir ağızla ilişkilendirilmiştir. Bu kapılar, insanın algı ve ifade biçimleri aracılığıyla kendi cennetini ya da cehennemini inşa ettiğini hatırlatır. Ağacın dibinde kıvrılan yedi ejderha, nefsin farklı hâllerini temsil eder; biri ikiz, biri ise doğmakta olan bir varlık olarak insanın içsel mücadelesine işaret eder. Bu ejderhalarla yüzleşmeden, kapıların ardındaki hakikate ulaşmak mümkün değildir.
Tuğba Ağacı aynı zamanda Nuh'un Gemisi'ni çağrıştıran bir kurtuluş metaforudur. İnsan, hayvani yönüyle sınandığı bu yolculukta yeniden doğma imkânına sahiptir. Kompozisyonun üst bölümünde yer alan Hira Dağı, insanın içsel dağını; vahyin, ilhamın ve hakikatin kapısını simgeler. Üzerinden doğan güneş ise Rahman ve Rahim olan Allah'ın merhametini, anneliğin ve şefkatin sıcaklığını tüm varlığa yayar.
Tuğba Ağacı, insanın bakışının yönünü belirlediği bir hakikati vurgular: Güzel gören güzel yaşar; kötüyü seçen ise kendi ateşini kendi yakar. Böylece eser, insanın kaderini yine kendi elleriyle yazdığını hatırlatan güçlü bir varoluş anlatısına dönüşür.